nietzsche ve dostoyevski

Standart

Mutlak Töz

“İnanan, neyin ‘doğru’ olduğu neyin olmadığı sorusu için herhangi bir vicdan sahibi olmakta özgür değildir; bu noktada dürüst olsaydı, bu onun batışı olurdu. Patalojik olarak belirlenmiş optiği, kanıya varmış kişiyi fanatik haline sokar (…) Ama, bu hasta tinlerin, bu kavramsal saralıların büyük gösterişlilikleri büyük kitle üzerinde etkili olur, -fanatikler pitorekstirler, insanlık da nedenler işitmekten çok, gösteri seyretmekten hoşlanır…”

(Deccal, 84)

Hayal dünyam geniş olsa, Basel müzesinin loş ışıklı sessiz bir köşesinde, Holbein’ın Ölü İsa’nın Mezardaki Bedeni tablosu önünde Dostoyevski ve Nietzsche’nin karşılaşmasını anlatan bir hikaye yazmak isterdim. Ateşli mizaçlarıyla Tanrı ve Tanrıtanımazlık fikirlerinin temsilcisi olan karakterlerin, erdem, günahkarlık, inanç, inançsızlık, umut, kötülük, iyilik ve ölüme dair havada keskin kılıçların çarpışması gibi çınlayan sözcüklerle diyaloglarını düşünmek keyifli olurdu sanıyorum. Nietzsche’nin titreyen ve fakat yine de ihtişamlı bıyıkları, Dostoyevski’nin kanı çekilmiş dehşetli solgun yüzü söz konusu fikirlerin ete kemiğe bürünmesini kolaylaştırırdı muhtemelen. Ayrıca mekanin yarı karanlık ve sessiz atmosferini, karakterlerin…

View original post 2.876 kelime daha

Karma II

Standart

Enis Batur’un Yeni Kitabı: Kitap Evi (Roman)

Alıntı

http://selgingb.files.wordpress.com/2014/05/kitap-evi.jpg?w=287&h=359“Hayatım kitapların arasında, ortasında geçti. Birkaçını yazdım, birçoğunu yaptım, daha çoğunu okudum, okumak için edindim, edinmek için elledim, sayfalarını karıştırdım, evimin duvarlarını kaplamalarından zamanla bir tür güvence duygusu yonttum. Neredeyse bütün düşüncelerimin, duyularımı harekete geçiren kıvılcımların kaynağında, kökünde, kuyusunda yer aldı kitaplar. Korktumsa, en çok onlardandır; şüpheler içinde kendi kendimi ve başkalarını kemirdiysem, onlardan.”        

Püha Tõnu kiusamine

Standart

izlandik.

Estonya; eski Sovyetler Birliği ülkeleri arasında kendi kültürünü en çok koruyan ülke. Öyle ki sadakat ve gelenekleri devam ettirme konusunda halk çok hassastır. Ülkede saf bir şekilde Estonya dilini konuşanlar Rusça’yı konuşanlarla neredeyse aynı olsa da bağımsızlıkları uğruna Rusya’ya Baltık ülkeleri arasında en çok kafa tutan ülkedir aynı zamanda. Sovyetler Birliği’nden ayrılıp kendi bağımsızlıkları kazanmalarıyla beraber Avrupalılaşmaya doğru sürüklenen millet; ülkenin AB’ye girmesiyle iyiden iyiye bu kültürün etkisi altında kalmaya başlamıştır.

Boyuna çizgili, yukardan aşağı mavi, siyah, beyaz renklerden oluşan bayrağındaki renkler Estonyanın tarihi, kültürü ve yaşayışı ile ilgilidir, gelişi güzel saçilmemiştir. Mavi; pek çok inanışta kader, sadakatin rengidir. Aynı zamanda doğada denizlerin, gökyüzünün ve suyun rengi olarak tanımlanır. Siyah; Estonya insanının geçmişte çektiği acıları simgeler, Estonyalı kölelerin eski zamanlarda giydikleri kıyafetin de rengidir. Beyaz ise aydınlanma ve bilgiyi temsil eder. Beyaz aynı zamanda ülkede bolca bulunan kar‘ın rengidir ve Estonya halkının iyi niyetini temsil eder.

“Midway…

View original post 568 kelime daha